ROTHENBERGER

TESİSAT ARIZA
 
AnasayfaSSSKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Cengiz Han Türk'mü Yoksa Türk Hayranı bir Moğol'muydu?

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
By S1n4n
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 402
Kayıt tarihi : 16/05/10
Yaş : 28
Nerden : iStanbul

MesajKonu: Cengiz Han Türk'mü Yoksa Türk Hayranı bir Moğol'muydu?   Cuma Mayıs 21, 2010 2:05 pm

Cengiz Han Moğol mu yoksa Türk mü tartışmalarıyla ilgili....

Cengiz Han'ın ırk kökeni hakkında yapılan incelemeler sonucu çeşitli
görüşlere varılmıştır.Bu görüşlerin en geçerli olanına göre Cengiz Han,
Türk'tür. Bunun kanıtları olarak şunlar gösterilebilir:

1. Cengiz Han, Moğolca ile birlikte Türkçe de konuşmakta idi.

2. Cengiz Han konuşmalarında kendini Türk olarak tanımlamıştır.

3. Cegiz Han'ın soyu Çinliler'ce ''Şa-To'' adı verilen Türkler'e dayanır
ki bu Türkler, Kök-Türkler'in devamıdır.

4. Cengiz Han, (3. maddeye bağlı olarak) tıpkı Kök-Türk kaganları gibi
kumral ve açık renk gözlüdür.

5. Efsaneler, Cengiz Han'ın soyunu (tıpkı Türkler'in Bozkurt Destanı'nda
olduğu gibi) Bozkurt'a bağlar. Eğer Cengiz Han Moğol olsa idi efsaneler
onun soyunu kurda değil köpeğe bağlardı; çünkü Moğol geleneğinde kurt
değil köpek önemlidir ve Moğol kültüründe Cengiz Han'dan önce kurt önem
taşımamaktadır.

6. Cengiz Han, bugünkü Afganistan'da kendisini ziyeret eden Kadı
Vahideddin Fuşanci'ye ''Peygamberimiz Hz.Muhammed her şeyi önceden
bilmiş diyorsunuz; acaba benim ortaya çıkışım için ne demiş ?'' diye
somuş; kadı da ''Uturkû al-Turka mâ tarakûkum, yani Türkler size
dokunmadıkça siz de onlara dokunmayınız'' demiş olduğunu nakletmiş ve
Cengiz Han da bunun çok bilgece bir söz olduğunu söyleyerek kendisinin
Türk olduğunu belirtmiştir.

7. Bir Arap, Cengiz Han'ın oğlu Ögedey Kağan'a, babasını düşünde
gördüğünü ve kendisine bir söz söylediğini naklettiğinde Ögedey Kağan
ona ''Babam bunu sana hangi dille anlattı'' diye sormuş. O da Arapça
anlattı deyince Ögedey, babasının Türkçe ve Moğolca'dan başka bir dil
bilmediğini söylemiştir. Sonuç olarak Cengiz Han, Türk soyundan gelir.
Fakat Türk ve Moğollar'ca ortak olarak hükümdar kabul edilmiş ve saygı
duyulmuş bir kişidir.

CENGİZ HAN ve BOZKURT

''Moğollar'ın Gizli Tarihi'' adlı eski eser, Cengiz Han'ın soyu hakkında
şunları söyler: ''Cengiz Han'ın kökeni, yücelerdeki göğün takdiri ile
doğmuş ''Börteçine (Gökkurt, Bozkurt) idi.''
Bu açıkça, Türk Bozkurt Destanı'nın moğollaştırılmış halidir. Fakat
burada önemli olan, Cengiz Han'ın tıpkı Eski Türk kaganları gibi,
Bozkurt'a bağlanmak istenilmesidir. Türkler'de, önemli şahsiyetler ile
Bozkurt arasında bir ilişki kurmak gelenektir. Ve bu gelenek Cengiz
Han'la birlikte, Türkler'den Moğollar'a da sirayet etmiştir.

***********

Cengiz Han büyük bir Türk Başbuğudur.Türk'ün kutlu ülküsü TURAN'ı
gerçekleştirmiştir.

Nihal ATSIZ ATA'dan alıntı yapıyorum.

"ÇENGİZ HAN" VE "AKSAK TEMİR BEK" HAKKINDA


Millî şuurun ve ilmî tarihçiliğin hâlâ gereğince gelişememesi, dinî
taassubun hâlâ ruhlara hükmetmesi dolayısıyla tarihimizin bazı
büyüklerine karşı saygısızlıkta bulunmak, yahut Türk ırkının şu veya bu
bölümlerini birbirine düşman saymak gibi yanlışlıklar sık sık
yapılmaktadır. Bunların arasında en yaygını Çengiz ve Temir
düşmanlığıdır. Bu düşmanlığı yapanlar arasında Şarlman'la Şarlken'i
birbirine karıştıran felsefeciler bulunduğu gibi tarihçi geçinenler de
vardır.

Bu tarihçi geçinenlerden biri Türk soyunun güzelliği hakkında yazdığı
bir gazete makalesinde yine dinî taassup sebebiyle Çengiz ve Temir'den
"mahlûkat" diye bahsederek onların sarı "Moğol" ırkından olduğunu
Türklerin ise beyaz ırkın mümessili olduğunu ileri sürdü.

Artık ilmî bir değeri kalmayan bu eskimiş sarı ırk, beyaz ırk tabirleri
yanında muharririn Çengiz ve Moğollar hakkındaki son neşriyattan da
habersiz olduğu, bu yazıları kırk yıl önceki ilmin kırıntılarıyla
yazdığı anlaşılmaktadır.

Burada tafsilâta girişerek, bazı gençlerin sorularını cevaplandırmak
üzere, şimdiye kadar varılan ilmî sonuçların özetini vereceğim:

1- Türklerle Moğollar iki kardeş millettir. Altay grubu denen akraba
milletlerin en mühim iki tanesidir. Türkçe ve Moğolca eskiden tek dil
olup ancak Hunlar çağında iki ayrı dil haline gelmiştir. "Hun - Türk
münasebetleri" adlı tebliğ ile bunu iddia ve ispat eden Türk, Moğol ve
Çin dilleri bilgini Von Gabain olmuştur. (İkinci Türk Tarih Kongresi, s.
895- 911, İstanbul, Kenan Matbaası).

2- Moğol kelimesini tarihe tanıtan Çengiz Han olmuştur. Kendisinden önce
Moğollar'a (yani Moğolca konuşan boy ve uruklara) ne dendiği kesinlikle
belli değildir. Sekizinci yüzyıla ait Orkun yazıtlarında görülen "Otuz
Tatar" ve "Dokuz Tatar" adlı birliklerin Moğol olduğu ileri sürülmüşse
de bu, bir faraziyeden ibaret kalmıştır: Çünkü bugün Moğolistan denilen
eski Gök Türk ülkesinin ancak onuncu yüzyıldan başlayarak Moğollar'la
dolduğu ortaya konduktan sonra Sekizinci Yüzyılın Otuz Tatar ve Dokuz
Tatarlar'ın da Türk olduğu kendiliğinden belli olmuştur. Gök Türkler
çağında adı geçen "budun"lardan Moğol olduğu kesinlikle bilinen ancak
Kıtaylar'dır ki daha sonraki zamanlarda da tarihe Moğol olarak
geçmişlerdir.

3- Fakat Çengiz'in "Moğol" topluluğu etnik değil, tıpkı "Osmanlı" tabiri
gibi siyasî bir isimdir ve aralarında Türkçe konuşan veya Türk olan
boylar ve uruklar da vardır.

4- Eserini On Birinci Yüzyılda yazan Kaşgarlı Mahmud, Tatarlar'ı, ayrı
lehçeleri olan bir Türk kavmi olarak göstermiştir.

5- On Üçüncü Yüzyılda Büyük Çengiz İmparatorluğunu gezen Marko Polo,
"Tatar" kelimesini Türkler'le Moğollar'ın ikisini birden kapsayan bir
deyim olarak kullanmıştır.

6- Türkler'in kendileri de "Tatar"ı Türkler'in bir parçası ve belki de
Doğu Türkçe'siyle konuşan Türkler olarak saymışlardır. Âşıkpaşaoğlu,
tanınmış tarihinde Süleymanşah'la birlikte Anadolu'ya gelen Türkleri
"elli bin miktarı göçer Türkmen ve Tatar evi" olarak kaydeder.

7- Osmanlı padişahlarından II. Murad zamanında, hicrî 843'te yazılıp
tarafımdan yayınlanan bir tarihî takvimde Çengiz, Ögedey, Güyük, Mengü,
Hülegü, Abaka, Keyhatu gibi Müslüman olmayan Çengizli kaanlar rahmetle
anılmıştır. (Osmanlı Tarihine ait Tarihî Takvimler, s. 92-94, İstanbul
1961, Küçük aydın Basımevi). Yani On Beşinci Yüzyıl ortalarına kadar
Türkiye'de aydınlar arasında bir Tatar düşmanlığı, Müslüman olmayan
Türk'e düşmanlık diye bir şey yoktu. Bu müsamahakârlık Doğu Türkleri'ni
veya Tatarlar'ı yabancı saymaktan, Çengiz Hanedanını millî bir hanedan
saymaktan ileri geliyordu. Umumî bir müsamaha olsaydı aynı hoşgörürlük
Bizanslılara, Ermeniler ve Gürcülere, Batılılara karşı da gösterilirdi.

8- Türkler'le Moğollar aynı kökten gelen iki kardeş millet olmakla
beraber Çengiz Han, Moğol değil, Türk'tü. Çengiz'in Türklüğü tarihî
geleneklerin dışında tarafsız çağdaş Çinlilerin tanıklığı ile de
sabittir. Profesör Zeki Velidi Togan, 1941'de yayınladığı "Moğollar,
Çengiz ve Türklük" adlı küçük eserinde, (s. 18) ve 1946'da yayınladığı
"Umumî Türk Tarihine Giriş" adlı büyük ve değerli eserinde (s. 66)
Çengiz Kaan'ı 1221'de ziyaret eden Çao-hong adlı bir Çin elçisinin
verdiği bilgiyi nakletmiştir. Bu elçi, Çengiz'in eski Şato Türklerinden
indiğini gayet açık olarak belirtmiştir. Şatolar ise, bilindiği üzere
eski Gök Türkler'den inen büyük bir uruktur. Çengiz'in tipi hakkındaki
tarihî bilgiler de (uzun boy, kumral saç, beyaz ten, yeşil göz) eski Gök
Türk kağanlarınınkine uymaktadır. Çengiz'in aile adı olan "Börçegin",
"Börü Tegin'in Moğolca söylenişinden ibaret olduğu gibi "Çengiz"
kelimesi de "Tengiz" yani "Deniz" kelimesinin Moğolca söylenişinden
başka bir şey değildir. Türkçe'de "t" ile başlayan kelimelerin
Moğolca'da "ç" ile başladığını Altay dilleri uzmanları söylemektedir.

Çengiz'in ailesi hiç şüphesiz eski Türk devlet geleneğine uygun olarak
çok eski zamandan beri Moğollardan bir kısmı üzerinde (belki de
Moğollaşmış Türkler üzerinde) beğlik eden bir Eçine Hanedanı kolu idi.
Bu hanedanda Türk geleneklerinin devam etmekte olduğu Çengiz'in
oğullarından Çağatay ve Ögedey'in adlarından gözükmektedir. "Çağa" ve
"Öge" bilindiği üzere, Türkçe kelimelerdir.

9- Aksak Temir Bek'in bir Barlas gibi olması ve Barlasların Moğol uruğu
sayılmasında Temir'in Türklüğüne engel değildir. Temir'in ailesi de
Çengiz ailesinin bir kolu olup Barlas uruğu üzerinde beğlik etmiştir.
Ruslar tarafından Temir'in mezarını açmak suretiyle yapılan incelemeler
onun da uzun boylu ve beyaz tenli olduğunu ortaya koymuştur ki eski Arap
ve Fars edebiyatlarındaki Türk tavsifine tamamen uygundur. Üstelik
Temir'in anadili de Türkçe'dir.

10- Ne Çengiz ne Temir Bek, Aryanî tipinde değildi. Klâsik Türk tipi
bazı sahtekârların iddia ettiği gibi Hind Avrupa tipi olmayıp Çinlilerle
Aryanîler arasında orta bir tiptir. Mezarlardan çıkan kafatasları, eski
heykeller, eski duvar resimleri ve tarihî tavsifler bunu gösterdiği
gibi Arap ve Fars şiirlerinde de çekik gözlü Türk güzellerinin
övülmesine dair birçok örnek vardır. Milâdî 1114'te, yani daha Çengiz'in
ve Moğollar'ın ortaya çıkmasından ne kadar önce ölmüş olan
Zemahşerî'nin bir Türk güzeli hakkında yazdığı şu şiirlere bakın:

"O ne kutlu bir gündü ki Yâfes kızlarından güzel ve cilveli bir kıza
malik olmuştum. O güzel gözleri her ne kadar dar ise de sihir kârlık
bakımından geniştir. Baktığı vakit gözlerinin karası görünürse de
güldüğü zaman bu siyahlığın hepsi kaybolur."

* * *

"Türk"' neslinden bir güzel kız beni kendi isteğimle ölüme doğru
götürmektedir. O kızın kendi fettan, gözleri de öldürücüdür. Zaten
Türk'ün öldürücülüğü meşhur değil midir? Bu kızın kardeşinin kılıcı ne
kadar kesici ve öldürücü ise de bu hususta onun gözü erkek kardeşinin
kılıcından daha kesicidir. Kardeşi, aldığı esirleri azad ederse de bunun
esirleri azad kabul etmez. Kardeşi bazı insanların kanını dökerse de bu
herkesin kanını dökmektedir. Kardeşinin elinde kâfirler feryad
etmektedir. Bu ise Müslümanları inletmektedir. Ben onun hicranı ile
ağladıkça o benim karşımda güler ve güldüğü vakit büsbütün darlaşan
gözleri kalbimi yaralar."

* * *

"Su'dâ (1) ya şöyle söyle: Bizim sana ihtiyacımız yoktur ve biz iri
siyah gözlüleri istemeyiz. Dar gözler ve dar gözlüler bizim düşüncemizi
ve hayalimizi doldurmuşlardır. Onlar baktıkları vakit yalnız gözlerinin
siyahlıkları görünür. Fakat gülecek olurlarsa o siyahlık da görünmez
olur. Türk yüzü-ki Tanrı onları kem gözden esirgesin-gökteki ay gibidir"
(Atsız Mecmua, Sayı: 15, 15 Temmuz 1932, Sayfa: 66-67.)

11- Oğuzlar'ın da vaktiyle tam klâsik Türk tipinde olduklarının en büyük
delili daha Selçuklu devleti kurulmadan önce ölmüş bulunan Mes'ûdî'nin
kaydıdır. Mes'ûdî "Oğuzlar çekik gözlüdür. Fakat onlardan daha çekik
gözlü olanlar da vardır." demektedir. Genellikle Oğuzlar'ın torunları
olan bugünkü Türkiye Türkleri'nin arasında da bu tipin tam veyâ biraz
değişik örnekleri çok sayıda göze çarpmaktadır.

12- Aksak Temir'in Türkiye Türkleri ile çarpışmasını bir millî dâvâ
haline getirmeye çalışmak millî bir ihanetten başka bir şey değildir.
Aksak Temir'in Yıldırım Bayazıda karşı savaşan ordusunda pek çok Doğu
Anadolulu Türkmen vardı. Bu savaş gerçekte Osmanlı-Karaman, Osmanlı -
Akkoyunlu, Osmanlı - Safevî vuruşmaları gibi bir iç savaştır. Osmanlı -
Karaman ve Osmanlı - Safevî savaşlarında gösterilen sertlik Osmanlı -
Çağatay savaşındakini bastıracak niteliktedir. Bu çarpışmalar Türk
tarihinin oluşundaki bir kader sonucudur. Türk tarihi pek çok iç
çârpışmalarla doludur. Nitekim Osmanlı tarihinde de prensler arasındaki
kıyıcı savaşlar büyük bir bölüm teşkil eder.


13- Son zamanlarda Kül Tegin anıtının bulunduğu yerde keşfedilip Kül
Tegin'e ait olduğu iddia edilen heykelin tipi arkaik Orta Asya tipidir.
Herhalde Kül Tegin'in veya Gök Türkler'in de "Moğol" olduğu iddia
edilemez.


14- Selçukluların İranlı saray şairlerinden "Dih Hudây Ebu'l-Ma-âlîyi'r
Râzi" Selçuk sultanının sarayındaki Türk kölemenlerden bahsederken şöyle
demektedir: "Hepsi Kırgız ve Çin kökünden olan servi boylular, hepsi
Yağma ve Tatar tohumundan olan gül yüzlü güzeller. Aralarında gümüş
çeneli Oğuz ve Kıpçak güzelleri, mis yüzlü ve ay gibi Kay ve Kimekler de
var. Tanrım, bu Türk çocukları ne güzel şeyler ki onlara bakan insanın
gözleri bahar gibi olur."

Buradaki Çin'den maksat uzakdoğu Türkleri ve belki de Moğollardır.
Tatarlar'ın Yağmalarla birlikte gül yüzlü güzeller olarak gösterilmesi
onların su katılmamış Türklüklerine en büyük delildir.

15- Bugün özellikle "Tatar" denilen Türkler Kazanlılarla Kırımlılardır.
Kazanlılar eski Bulgar Türklerinin, Kırımlılar da Kıpçakların
torunlarıdır. Yani bugün siyasî ve hatta coğrafi bir anlamı olan Tatar
kelimesini bir Moğol uruğu, yahut Türk'ten başka bir şey diye düşünmek
imkânsızdır.

Bu şartlar içinde Türk tarihinin iki büyük şahsiyeti olan Çengiz Han ile
Temir Bek'i Türk'ten gayrı ve hele Türk düşmanı olarak görmek,
göstermek ve düşünmek tarihi tahrif etmekten başka bir şey değildir.
Özellikle Tatar kelimesini Moğol veya gayrıtürk bir millet anlamında
kullanmak hiçbir şey bilmemek demektir.

Türkler, Türk tarihinin birinci sınıf insanlarından bazılarını tenkit
etmek, beğenmemek, sevmemek hakkına maliktirler. Fakat hanedanlar
arasındaki rekabetler dolayısıyla bunlardan birini tutarak onun hasmını
millî düşman diye ilan edemezler. Irk davalarında coğrafyanın hiçbir
değeri yoktur.

Türkler'den bazılarını millî düşman diye göstermek hem tarihi
değiştirmek, hem de yarınki Türk birliğini baltalamak olur. Bu
baltalama, tarihî düşmanlarımızın ekmeğine yağ sürmektir.


(1) "Su'dâ", Zemahşerî'nin Arap sevgilisinin adıdır. Bu şiirleri o zaman
Kelâm Tarihi profesörü, sonra Diyanet İşleri Başkanı olan Şerefeddin
Yaltkaya tercüme etmişti.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://onlineariza.yetkin-forum.com
 
Cengiz Han Türk'mü Yoksa Türk Hayranı bir Moğol'muydu?
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
ROTHENBERGER :: Genel Kültür :: Kültür-
Buraya geçin: